Yirmi dört..

Ona kadar sayıyorum.

Ondan ötesine de varıyorum yorgun argın. Yirmiye tırmanıyorum ardından. Yirmi dört son durak.

Baştan başlıyorum usulca. Derin nefeslerimin saklambaç oyununda sayılacak son sayı yirmi dört.

Bir..

İki..

Üç..

Uykum geliyor..

Dört..

Beş..

Gün ağarıyor..

Altı..

Ezanlar okunuyor..

Yedi..

Uzaktan bir martı sesi..

Sekiz..

Sabah haberleri başladı..

Dokuz..

Penceremi öptü güneş..

On..

Gözlerim kapanıyor..

On bir..

On iki..

On üç..

 

Saymaya devam ettikçe dağılıyor, yıkılıyor duvarlar.  Daha neyim kaldı ki yıkıp dökecek. Serpintili bulutlu diyor hava durumu. Bilmiyorlar yağmur var burada oysa. Pembe dizi, beyaz dizi fark etmiyor hepsinde de kederin dokusu aynı. Anasona bulananlar kadar henüz bulanmamış olanları da var fotoğraf karelerinin.  “Neyse” diyor balkona konan kargacık. O simsiyah gözleriyle “boşver” çekiyor içlice.  Gülümsüyorum, yumuyorum gözlerimi yeniden. Sıcacık yatağımda, olmayan düşlerimle başbaşayım. Küskünlüğün tarifini unuttuğumdan beri ilk kez bu kadar tanımsızım. Sanki yol dediğim çizgiyi çizmeye yeni baştan başlamışım.

Sanki kimsesiz rüyalarıma saklanıp soluklanmışım.

Sanki kabullenmişim.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !