Uzun Zaman Sonra....

Uzun zaman oldu..

Hesaplamaya korkacak kadar uzun bir süre geçti üstünden..

Gecelerce beni uykusuz bırakan, çıktığım tüm yolculuklarda başımın etini yiyen iç sesim sonunda sustu. Başımı yastıklara korkusuz emanet ediyorum artık. Kabuslar yok oldu. İnatlaşmalar, anlamsız kalan direnmeler, isyanlarım sona erdi..

Hayat, bazen çok ama çok kötü şakalar yapabiliyordu.

Kayıpları yaşatıyordu en başta. Varlıklara, bir şeylerin “var” olma durumlarına şükrediyorum.

Hayatın kitabında bana ayrılmış bölümlerde henüz kaç cümlenin üstünden geçip kaç noktayı arkamda bıraktığımı hesaplıyorum. Kaç virgül öldürdüm? Kaç paragraflık ömrüm var?

 

Uzun zaman oldu..

Saymaya korkacak kadar çok mevsim geçti..

Bakışlarım değişmedi, ellerim aynı. Kilom değişmedi, saçlarım daha uzun belki. Gülüşlerim, en çok gülüşlerim sarsıldı. Buruk, kırık, solgun,durgun, gizemli,beklemeli,hesaplı…

 

1,2,3,……,10,11,……………,25,……..

 

tutuyorum nefeslerimi, “neden” diye sormuyorum çizgime.. Nedeni yok, kabul etmekten çok kucaklıyorum aslında. Aslında çok şeye beceriksizim. En başta sevmeye belki.

 

Uzun zaman oldu..

Beni benden uzaklaştıracak kadar çok ay geçti üzerinden..

Anlıyorum; herkesinki kadar hüznüm, herkesinki kadar derdim, en az herkesinki kadar ümidim var. Özel değilim farkındayım, hiç özel biri olamadım hatta. Sokakta yürürken kimsenin gözlerine bakacak kadar cesur değildim. Cesur olmamaktan çok, korkaktım da. Güzelliğimi kendime kanıtlamam lazımdı çünkü daha önce hiç kimse (hiçbir erkek)  bana ayna tutmamıştı. Cesur olmayı başardığım sadece tek bir yer vardı:

 

Bana ait cümlelerin, kelimelerin,hikayelerin ülkesi..

 

Utangaçlığım ya da içe dönüklüğüm, kendimi kolay ifade edememem, kırılganlığım… Zayıf yanlar mı sayılırlar, yoksa bir kız için normal miydi? Çözemiyorum, artık önemli değil.

Yalınlığın , yalnızlığın en kavurucu yerinde kendime sarılmayı öğreniyorum. En çok kendimi seviyorum, kıskanıyorum, kendimi başkalarıyla (erkeklerle) paylaşmaya korkuyorum. Zor geliyor yabani duruşuma bir hayatı, gündelik olayları sevgiliyle paylaşmak; tek kişilik değil de çift kişilik düşünmek,hayal kurmak…

Oysa ben özgürlüğümü istedim. Geleceğime, kararlarıma, yaşantıma, zevklerime, heveslerime kimseler karışmasın istedim. Tek başıma olmayı öğrenmek istedim.

Yine de…

Hiç pişman değilim.

“Pişmanlık” kelimesi sözlüğümde yok…

 

Cesur olmayı başardığım tek yer vardı…

Güzel olmayı denediğim kendimce,

Hesapsız, uçuk kaçık, akıllı durduğum…

Tek bir yer vardı..

Cümlelerimin arası, noktalarımın gölgesi, kelimelerimin izdüşümleri…….

 

Sevgiler.

 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !